Fidan Hoca’nın yolculuğu Karadeniz’in sakin bir dağ köyünde, doğayla iç içe bir yaşamın içinde başlar. Çocukluğundan itibaren dualara, iç huzura ve niyete önem veren bir ailede büyür. Annesinden öğrendiği su niyeti, nenesinden duyduğu dualar ve köy yaşamının dinginliği, daha sonra insanlara destek olurken benimsediği yaklaşımın temelini oluşturur.

Gençlik yıllarında hem ilahiyat hem de enerji çalışmaları üzerine eğitim alarak geleneksel bilgiyi modern öğrenmeyle birleştirmeye çalışır. Fidan Hoca bugün insanlara “şifa dağıtan” biri olmaktan çok, onların iç huzurunu bulmasına yardımcı olmayı amaçlayan bir rehberdir.

Gelen herkes için önce kısa bir dua eder; ardından kişinin ihtiyacına göre sade, gösterişsiz ve tamamen niyet odaklı bir çalışma uygular. Onun için şifa; gösterişte, sözlerde ya da ritüelde değil, kalpten gelen niyette ve samimi duada saklıdır.

Fidan Hoca’nın yaklaşımı kısaca şudur:
“Biz elimizden geleni yaparız, hayırlısını veren Allah’tır.”